Reşat Nuri Güntekin’in 1928 yılında yayımlanan Acımak adlı romanı, toplumsal değerleri, aile bağlarını ve insan psikolojisini derinlemesine işleyen önemli bir Türk edebiyatı eseridir. Roman, sevgi eksikliğiyle büyüyen bir bireyin, geçmişle yüzleşerek merhameti öğrenmesini konu edinir. Eserde, insanların göründüğü gibi olmayabileceği, yargılamadan önce anlamaya çalışmanın önemi vurgulanır.
Romanın başkahramanı Zehra, İstanbul'da görev yapan genç, idealist bir öğretmendir. Disiplinli, katı kurallara sahip, duygularını bastırmış bir yapısı vardır. Zehra'nın hayatını şekillendiren en önemli unsur, babasına duyduğu nefret ve hayal kırıklığıdır. Onun gözünde babası sorumsuz, sefih, ailesini yüzüstü bırakmış kötü bir adamdır. Bu yüzden Zehra, acımayı, duygusal bağları, merhameti zayıflık olarak görür.
Roman, Zehra’nın kişisel günlüğü aracılığıyla anlatılır. Bu günlük, onun iç dünyasını, değerlerini, insanlara karşı bakışını ve zamanla geçirdiği dönüşümü gözler önüne serer.
Bir gün Zehra’ya, Ankara’dan babasının hasta olduğuna ve ölüm döşeğinde bulunduğuna dair bir telgraf gelir. Zehra, babasını affetmemiştir ama onu görmeye gider. Gittiğinde babasının çok kötü durumda olduğunu, yoksulluk içinde yaşadığını görür. Ancak içinde ona karşı hâlâ bir nefret ve öfke vardır.
Babası kısa süre sonra ölür. Onun eşyalarını karıştırırken, yıllardır yanlış bildiği gerçeklerle yüzleşeceği bir defter bulur. Bu defter, babasının hatıralarını, iç dünyasını, acılarını ve kızına duyduğu sevgiyi anlatan notlarla doludur.
Defteri okudukça Zehra, babasının aslında sandığı gibi biri olmadığını fark eder. Babası zamanında büyük acılar çekmiş, onuruyla mücadele etmiş, ailesine yardım edememenin vicdan azabıyla yaşamıştır. Zehra’nın annesi hastayken onu kurtarmak için elinden geleni yapmıştır ama başarılı olamamıştır. Zehra'yı okutmak için büyük fedakârlıklar yapmıştır ama bunların hiçbiri Zehra'nın haberi olmadan gerçekleşmiştir.
Zehra, babasının hayatını, duygularını ve mücadelelerini öğrendikçe, ilk kez gerçek anlamda acımak, yani empati ve merhamet duygusunu deneyimler. İçinde büyüttüğü öfke yerini pişmanlığa ve derin bir vicdan azabına bırakır. Babasına zamanında sevgi göstermediği, onun yanında olamadığı için büyük bir üzüntü duyar.
Zehra’nın tüm bakış açısı değişir: insanlara karşı daha anlayışlı olur, öğrencilerine ve çevresine daha merhametle yaklaşır. Hayatının temelinde yatan katılık, yargılayıcılık ve duygusuzluk yavaş yavaş yerini insanî değerlere bırakır.
Reşat Nuri Güntekin sade, içten ve psikolojik yönü güçlü bir anlatım kullanır. Zehra’nın iç dünyasını, düşüncelerini ve değişimini birinci ağızdan sunarak okuyucunun karakterle özdeşleşmesini sağlar. Dili yalın, akıcı ve derindir; duygular güçlü ama gösterişsiz bir biçimde işlenir.
“Acımak”, bir insanın zamanla değişebileceğini, önyargıların ne kadar yıkıcı olabileceğini ve empati kurmanın hayatı nasıl dönüştürebileceğini gösteren etkileyici bir eserdir. Roman, okura sadece bir hikâye sunmakla kalmaz; aynı zamanda duygusal bir iç yolculuk yaşatır. Zehra'nın geç fark ettiği “acımak” duygusu, her okuyucunun iç dünyasında yankı uyandıracak türdendir.
3.5
42 kere oylandı
Dosyayı İndirmek İçin Robot Olmadığınızı Doğrulayın
Türk edebiyatının en önemli romancılarından biri olan Peyami Safa, özellikle psikolojik derinliği ve insan ruhunu çözümlemedeki ustalığıyla tanınır....
5.0
Peyami Safa’nın Sözde Kızlar romanı, dönemin toplumsal dönüşümlerini, gençlik ve ahlaki ikilemleri keskin bir gözle inceler. Bu yazıda...
5.0
Ayrı Yol (L'Immoraliste), Fransız yazar Andre Gide’in 1902’de yayımlanan, bireyin kendi doğasını ve arzularını keşfetme yolculuğunu irdeleyen etkileyici...
5.0
Jack London’ın Beyaz Diş (White Fang) adlı romanı, vahşi doğada hayatta kalma mücadelesini ve insanla hayvan arasındaki ilişkiyi...
5.0
Duygu Asena’nın “Kadının Adı Yok” adlı eseri, Türkiye’de kadınların toplum içindeki yerini, kadın-erkek ilişkilerini ve kadınların maruz kaldığı...
5.0
Clifford T. Morgan’ın Psikolojiye Giriş kitabı, psikolojinin temel kavramlarını akademik bir çerçevede sunan önemli kaynaklardan biridir....
5.0
Clifford D. Simak’ın Kent (City) adlı eseri, insanlığın yok oluşu ve köpeklerin medeniyeti devralışı üzerine kurulu...
5.0
Can Dündar’ın Sarı Zeybek adlı kitabı, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün hayatının son 300 gününü anlatan bir...
5.0
Anton Çehov'un Köylüler adlı eseri, yazarın insan doğasını derinlemesine incelediği, toplumun farklı katmanlarındaki insanları tanımamıza yardımcı olan bir...
5.0
John Steinbeck'in "Bitmeyen Kavga" adlı romanı, Amerika'daki Büyük Buhran döneminde (1930'lar) Kaliforniya'daki mevsimlik tarım işçilerinin yaşadığı ağır çalışma...
5.0
Orhan Pamuk’un Kar adlı romanı, Türkiye’nin doğusundaki Kars şehrinde geçen; siyasi, kültürel ve kişisel çatışmalarla örülü bir yapıtıdır....
5.0
Alejandro Zambra'nın "Ağaçların Özel Hayatı" (İspanyolca: La vida privada de los árboles), kısa ama derin anlamlar içeren bir...
5.0
Ahmet Altan’ın "Karanlıkta Sabah Kuşları" adlı kitabı, farklı insan hikayeleri üzerinden toplumsal ve bireysel çatışmaları ele alır. Roman,...
5.0
Alev Alatlı’nın “Batıya Yön Veren Metinler: Cilt 3 Aydınlanma / Burjuvazi Yüzyılı / Bilim Çağının Zaferi” adlı kitabı,...
5.0
Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Huzur adlı eseri, Türk edebiyatının en önemli psikolojik ve felsefi romanlarından biridir. Roman, bireylerin iç...
5.0
Size daha iyi deneyim sunmak için çerezleri kullanıyoruz. Çerezlerimiz hakkında Çerez Politikası sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.