İvan Sergeyeviç Turgenyev, Rus edebiyatının en önemli romancı ve hikâyecilerinden biridir. Onun kısa hikâyeleri, çoğu zaman basit görünen olayların ardına gizlenmiş derin insanlık hallerini işler. “Bozkırda Bir Kral Lear” (orijinal adıyla Stepnoy Korol Lir), bu yönüyle Turgenyev’in hem insan ruhunu tanıyan keskin gözlem gücünü hem de kırsal Rusya’nın sosyal yapısını gösteren özel metinlerinden biridir. Aşağıda bu etkileyici eseri tutkuyla okuyan bir okur gözüyle derinlemesine ve uzun bir şekilde özetliyor, ardından temaları, karakterleri ve edebî önemini inceliyorum.
“Bozkırda Bir Kral Lear”, 1870’te yayımlanmıştır ve Turgenyev’in en çok ses getiren öykülerinden biridir. Adını William Shakespeare’in meşhur tragedyası King Lear’dan alır. Ancak burada olaylar İngiltere’de değil, Rusya’nın geniş bozkırlarında geçer. Turgenyev, Shakespeare’in trajedisini Rus toplumuna, özellikle de kırsal kesime uyarlayarak “otorite kaybı”, “evlat nankörlüğü” ve “insanın yalnızlığı” gibi evrensel temaları işler.
Hikâyenin merkezinde, zengin bir toprak sahibi olan Martin Petroviç vardır. Otoriter, gururlu ve sert mizaçlı bu adam, Rus bozkırında bir “kral” gibi yaşamaktadır. Çiftlikleri, arazileri ve çevresinde sözünü geçirdiği geniş bir nüfuzu vardır. Ancak yaşlandıkça tek düşüncesi, kızlarının geleceğini güvence altına almak olur.
Martin Petroviç’in üç kızı vardır. O, kızlarını “iyi ailelerden” erkeklerle evlendirerek hem itibarını sürdürmek hem de kendi soyunu güçlü kılmak ister. Fakat kızları, babalarının buyurgan ve katı tavırlarından sıkılmış, kendi arzularını takip etmek isteyen genç kadınlardır. Babalarının dediğini yapmak yerine, gönüllerinden geçen kişilerle evlenirler. Bu karar, Martin Petroviç’in gururunu kırar ve öfkesini kabartır.
İlk başta kızlarının seçimlerine karşı koymaya çalışır, fakat zamanla baskısı etkisini yitirir. Çünkü bozkırın eski “kralı” yaşlanmaktadır. Gücü zayıflar, çevresindeki insanlar onu eskisi kadar dinlemez hale gelir. Martin Petroviç, giderek yalnızlığa itilir.
Hikâyenin dramatik doruk noktası, kızlarının evliliklerinden sonra ortaya çıkar. Babalarının hâlâ kendileri üzerinde otorite kurmaya çalışmasından bıkan kızları, onu açıkça küçümsemeye başlar. Artık sözünün bir hükmü yoktur. Onun için yaptıkları fedakârlıklar da karşılık bulmaz. Kızları tarafından adeta bir yük gibi görülmeye başlanır.
Martin Petroviç, bu durum karşısında Shakespeare’in Lear’ını andıran bir şekilde çöküşe sürüklenir. Gururu incinmiş, evlat sevgisine duyduğu güven kırılmıştır. Çaresizlik içinde, hem kızlarına hem de kaderine karşı lanetler savurur. Fakat bu öfke, onun içindeki derin yalnızlığı gizleyemez. Bozkırın ortasında, bir zamanlar “kral” olan bu adam, kendi gururunun ve kızlarının nankörlüğünün kurbanı olur.
Sonunda Martin Petroviç, hem aile bağlarının çözülmesiyle hem de kendi otoritesinin yıkılışıyla trajik bir yalnızlığa gömülür. Öykü, onun iç dünyasındaki fırtınaları ve kırılmış gururunu okura yoğun bir duygu seliyle aktarır.
Turgenyev’in üslubu, gerçekçi gözlemlerle şiirsel tasvirleri birleştirir. Özellikle bozkırın betimlemeleri, hikâyeyi atmosferik bir derinliğe taşır. Kısa ama çarpıcı diyaloglar, karakterlerin ruh dünyasını ortaya koyar. Shakespeare’den ilham alan kurgu, Rus bozkırının sosyo-kültürel yapısıyla harmanlanarak evrensel bir trajediye dönüşür.
“Bozkırda Bir Kral Lear”, Turgenyev’in kısa öykü formunda ulaştığı ustalığın bir örneğidir. Hem Shakespeare’in klasik bir trajedisini Rus edebiyatına uyarlaması hem de kırsal yaşamın sosyolojik yönlerini göstermesi açısından değerlidir. Ayrıca “otorite, aile, yalnızlık” gibi evrensel konuları işleyerek çağlar üstü bir eser haline gelmiştir.
0
Hiç oy kullanılmadı
Dosyayı İndirmek İçin Robot Olmadığınızı Doğrulayın
Duygu Asena’nın “Kadının Adı Yok” adlı eseri, Türkiye’de kadınların toplum içindeki yerini, kadın-erkek ilişkilerini ve kadınların maruz kaldığı...
5.0
19. yüzyılın ortalarında denizlerde garip bir yaratık söylentisi yayılır. Gemi kaptanları, suda çok hızlı...
5.0
Cemal Süreya’nın "99 Yüz" adlı eseri, klasik bir roman ya da öykü kitabı değildir. Bu eser, Türk edebiyatı...
5.0
John Steinbeck'in "Bitmeyen Kavga" adlı romanı, Amerika'daki Büyük Buhran döneminde (1930'lar) Kaliforniya'daki mevsimlik tarım işçilerinin yaşadığı ağır çalışma...
5.0
Türk edebiyatının en önemli romancılarından biri olan Peyami Safa, özellikle psikolojik derinliği ve insan ruhunu çözümlemedeki ustalığıyla tanınır....
5.0
Peyami Safa’nın Sözde Kızlar romanı, dönemin toplumsal dönüşümlerini, gençlik ve ahlaki ikilemleri keskin bir gözle inceler. Bu yazıda...
5.0
Jack London’ın Beyaz Diş (White Fang) adlı romanı, vahşi doğada hayatta kalma mücadelesini ve insanla hayvan arasındaki ilişkiyi...
5.0
Ayrı Yol (L'Immoraliste), Fransız yazar Andre Gide’in 1902’de yayımlanan, bireyin kendi doğasını ve arzularını keşfetme yolculuğunu irdeleyen etkileyici...
5.0
Clifford T. Morgan’ın Psikolojiye Giriş kitabı, psikolojinin temel kavramlarını akademik bir çerçevede sunan önemli kaynaklardan biridir....
5.0
Clifford D. Simak’ın Kent (City) adlı eseri, insanlığın yok oluşu ve köpeklerin medeniyeti devralışı üzerine kurulu...
5.0
Can Dündar’ın Sarı Zeybek adlı kitabı, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün hayatının son 300 gününü anlatan bir...
5.0
Anton Çehov'un Köylüler adlı eseri, yazarın insan doğasını derinlemesine incelediği, toplumun farklı katmanlarındaki insanları tanımamıza yardımcı olan bir...
5.0
Doruk Yayınları tarafından yayımlanan "Japon Masalları", Japon kültürünün zengin ve derinlikli dünyasını yansıtan seçkin masallardan oluşan bir derlemedir....
5.0
Martin Eden (Jack London) romanı, bir işçi sınıfından gelen genç adamın, toplumda kendini ispatlamak ve hayallerine ulaşmak için...
5.0
Madde 22 (Catch-22), Joseph Heller’in 1961 yılında yayımlanan ve modern Amerikan edebiyatının başyapıtlarından biri olarak kabul edilen bir...
5.0
Size daha iyi deneyim sunmak için çerezleri kullanıyoruz. Çerezlerimiz hakkında Çerez Politikası sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.