Clifford D. Simak’ın Kent (City) adlı eseri, insanlığın yok oluşu ve köpeklerin medeniyeti devralışı üzerine kurulu bir bilimkurgu klasiğidir. Roman, birbiriyle bağlantılı sekiz hikâye ve bir ek bölümden oluşur. Bu hikâyeler, insanlığın şehirleri terk etmesiyle başlayıp köpeklerin zeka kazanarak yeni bir uygarlık kurmasına kadar devam eden geniş bir zaman dilimini kapsar.
Kitap, köpeklerin kendi aralarında aktardığı efsanevi hikâyeler şeklinde sunulur. Geçmişin insanlarına dair bilgiler, artık birer mit ve masal haline gelmiştir. Kitap boyunca, insanlık gerçekten var olmuş mu, yoksa köpekler tarafından uydurulmuş bir masal mı, sorusu okuyucunun zihninde kalır.
İlk hikâye, insanlığın gelecekte nasıl şehirleri terk etmeye başladığını anlatır. Gelişen teknoloji ve tarım yöntemleri sayesinde, insanlar artık şehirlerde yaşamak zorunda değildir. Ulaşımın kolaylaşmasıyla şehirler gereksiz hale gelir ve insanlar doğaya geri döner.
Romanın ana karakterlerinden biri olan Webster ailesi, bu sürecin merkezindedir. Websterlar, nesiller boyunca bilim ve toplum üzerindeki gelişmeleri şekillendiren önemli bir ailedir.
Bu bölüm, insanların şehirleri terk etme nedenlerini ve doğayla iç içe yaşamanın cazibesini işler.
İnsanların şehirleri terk etmesiyle birlikte, şehirlerin yıkıntılara dönüşmesi anlatılır. Yeni kuşaklar artık tarım arazilerinde, kendi başlarına yaşamakta ve birbirlerinden uzak kalmaktadır.
Bu dönemde, karınca kolonileri anormal şekilde büyümeye ve organize olmaya başlar. Karıncalar, neredeyse bilinçli bir uygarlık gibi hareket eder. İnsanlık, şehirlerden çekildiğinde, yeni hakimiyetin böceklerin mi yoksa başka bir türün mü olacağı belirsizdir.
Bu hikâyede, Simak’ın teknolojik ilerleme ile doğanın dengesi arasındaki ilişkisini sorgulaması dikkat çekicidir.
Bu bölümde, karınca kolonilerinin bilinç kazanarak organize olmaya başladığı vurgulanır. İnsanlık, karıncaların zeka kazandığını fark ettiğinde, onlarla mücadele etmek zorunda kalır.
Ancak insanlık artık bölünmüştür. Şehirlerden kaçan bireyler, karınca savaşlarını umursamadan doğada kendi dünyalarını kurmuştur.
Bu bölüm, insanlığın kontrolü kaybettiği ve dünyayı başka zeki türlerin ele geçirdiği fikrini güçlendirir.
Bu hikâye, insanlardan köpeklere geçişin başlangıcını anlatır. İnsanlar artık köpeklerle daha fazla iletişim kurmaktadır ve bir süre sonra bütün medeniyet köpeklere emanet edilir.
Romanın en önemli unsurlarından biri olan Jenkins adlı bir robot, Webster ailesine hizmet etmek için programlanmıştır. İnsanların azalmasıyla birlikte, Jenkins köpeklere rehberlik etmeye başlar.
Bundan sonra köpekler, zamanla konuşmayı ve düşünmeyi öğrenir ve kendi medeniyetlerini kurmaya başlarlar.
İnsanlık artık neredeyse tamamen ortadan kaybolmuştur. Geriye kalan birkaç insan, mutasyonlar veya genetik değişiklikler geçirerek yeni bir tür haline gelmiştir.
Bu hikâyede, köpekler artık tamamen yeni bir uygarlık kurmuştur. Şiddet ve savaş bilmeyen bir toplum inşa ederler.
Ancak insanlar geri dönmek isterse, bu yeni düzen ne olacak? İnsanlar tekrar köpeklerin dünyasına hükmetmeye çalışacak mı?
Bu bölümde, Simak insan doğasının savaşçı ve yıkıcı yanını sorgular.
Bu hikâyede, insanların başka boyutlara geçtiği fikri işlenir. Bazı insanlar dünyadan ayrılmış ve paralel bir evrende yeni bir yaşam kurmuş olabilir.
Köpekler, Jenkins’in yardımıyla dünyayı barış içinde yönetmeye devam eder. Şiddetin olmadığı, sadece akıl ve mantığın ön planda olduğu bir toplum kurarlar.
Bu hikâyede, köpeklerin toplum düzenini nasıl oluşturduğu anlatılır.
Artık dünya köpeklerin barışçıl yönetimi altındadır ve insanlar, eğer hâlâ varlarsa, köpekler için sadece birer efsane haline gelmiştir.
Son hikâyede, köpekler artık insanlardan bahsederken bunları sadece masal olarak anlatmaktadır.
Köpekler, bilgelik ve barış içinde yeni bir dünya kurmuştur ve insanlar onlar için yalnızca eski masallarda anlatılan varlıklardır.
Clifford D. Simak’ın Kent romanı, klasik bilimkurgu türünde insanlığın evrimini ve çöküşünü sorgulayan derin bir eser olarak kabul edilir. Köpeklerin insandan daha iyi bir medeniyet kurması, insanoğlunun doğasını ve hatalarını eleştiren güçlü bir metafordur.
Roman, “İnsanlık gerçekten en üstün varlık mı?” sorusunu düşündürerek, okuyucuya insanlığın gittiği yönü sorgulama fırsatı sunar.
5.0
1 kere oylandı
Dosyayı İndirmek İçin Robot Olmadığınızı Doğrulayın
Can Dündar’ın Sarı Zeybek adlı kitabı, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün hayatının son 300 gününü anlatan bir...
5.0
John Steinbeck'in "Bitmeyen Kavga" adlı romanı, Amerika'daki Büyük Buhran döneminde (1930'lar) Kaliforniya'daki mevsimlik tarım işçilerinin yaşadığı ağır çalışma...
5.0
Jack London’ın Beyaz Diş (White Fang) adlı romanı, vahşi doğada hayatta kalma mücadelesini ve insanla hayvan arasındaki ilişkiyi...
5.0
Cemal Süreya’nın "99 Yüz" adlı eseri, klasik bir roman ya da öykü kitabı değildir. Bu eser, Türk edebiyatı...
5.0
19. yüzyılın ortalarında denizlerde garip bir yaratık söylentisi yayılır. Gemi kaptanları, suda çok hızlı...
5.0
Duygu Asena’nın “Kadının Adı Yok” adlı eseri, Türkiye’de kadınların toplum içindeki yerini, kadın-erkek ilişkilerini ve kadınların maruz kaldığı...
5.0
Clifford T. Morgan’ın Psikolojiye Giriş kitabı, psikolojinin temel kavramlarını akademik bir çerçevede sunan önemli kaynaklardan biridir....
5.0
Clifford D. Simak’ın Kent (City) adlı eseri, insanlığın yok oluşu ve köpeklerin medeniyeti devralışı üzerine kurulu...
5.0
Anton Çehov'un Köylüler adlı eseri, yazarın insan doğasını derinlemesine incelediği, toplumun farklı katmanlarındaki insanları tanımamıza yardımcı olan bir...
5.0
Doruk Yayınları tarafından yayımlanan "Japon Masalları", Japon kültürünün zengin ve derinlikli dünyasını yansıtan seçkin masallardan oluşan bir derlemedir....
5.0
Ayrı Yol (L'Immoraliste), Fransız yazar Andre Gide’in 1902’de yayımlanan, bireyin kendi doğasını ve arzularını keşfetme yolculuğunu irdeleyen etkileyici...
5.0
Türk edebiyatının en önemli romancılarından biri olan Peyami Safa, özellikle psikolojik derinliği ve insan ruhunu çözümlemedeki ustalığıyla tanınır....
5.0
Peyami Safa’nın Sözde Kızlar romanı, dönemin toplumsal dönüşümlerini, gençlik ve ahlaki ikilemleri keskin bir gözle inceler. Bu yazıda...
5.0
Martin Eden (Jack London) romanı, bir işçi sınıfından gelen genç adamın, toplumda kendini ispatlamak ve hayallerine ulaşmak için...
5.0
José Saramago'nun "Körlük" (Ensaio sobre a Cegueira, 1995) adlı romanı, insani değerlerin, toplumsal düzenin ve ahlaki çöküşün sınandığı...
5.0
Size daha iyi deneyim sunmak için çerezleri kullanıyoruz. Çerezlerimiz hakkında Çerez Politikası sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.