"Demiryolu Serserileri", büyük yazar Jack London’ın kendi hayatından kesitler sunan, yarı otobiyografik bir eseridir. Kitap, 1890’ların sonlarında ekonomik krizin vurduğu Amerika’da, London’ın işsiz, parasız bir genç olarak ülkeyi bir uçtan diğerine gezdiği dönemi anlatır.
Bu dönemde serseriler (hobo), trenlere kaçak binerek şehirden şehre dolaşır, ormanlarda kamp kurar, açlıkla ve soğukla mücadele eder, bazen de hırsızlık ve dolandırıcılık gibi küçük suçlara bulaşırlardı. Jack London bu hayatı bizzat yaşar ve gözlemler. Bu kitap, onun yalnızca yolculuğu değil, aynı zamanda Amerikan toplumuna dair bir eleştirisidir.
Kitap deneme-anı karışımı kısa bölümlerden oluşur. Her bölümde Jack London, yolculuklarından, karşılaştığı insanlardan ve yaşadığı olaylardan söz eder.
Jack London, genç yaşta işsizlik ve yoksulluk nedeniyle trene kaçak binerek Amerika’yı gezmeye karar verir. Bu yolculuk, onu hem fiziksel hem zihinsel olarak şekillendirir. Trene binerken yaşadığı tehlikeler, tren bekçileri (brakeman) ve polisle (tramp avcıları) mücadeleleri anlatılır.
Serseriler genellikle trenin altında veya kömür vagonlarında yolculuk ederler. Bu yolculuklar sırasında soğuk, açlık ve yakalanma korkusu hep vardır.
London, Amerika’daki serseriler için "kendine has bir toplum" olduğunu söyler. Bu toplumda:
Jack London, bazen yiyecek ya da barınak için dilencilik yapmak zorunda kalır. Ancak bunu sadece "zaruret" halinde yaptığını ve çoğu zaman onuruna yediremediğini söyler. Bazı yerlerde alay edilir, aşağılanır, bazı yerlerde ise yardım görür.
Bu noktada kitap, toplumun yoksullara ve evsizlere nasıl davrandığına dair önemli bir sosyal eleştiri içerir.
Jack London, serserilik yaptığı yıllarda birçok kez hapse atılır. Bunların en çarpıcısı, Erie County Çalışma Kampı deneyimidir. Suçsuz yere 30 gün çalıştırıldığı bu kampta gördüğü kötü muamele, onun Amerikan adalet sistemine olan güvenini sarsar.
Bu bölüm, yazarın hayatındaki dönüm noktalarından biridir. Hapiste yaşadığı deneyim, onun sosyalist düşüncelere yaklaşmasına neden olur.
Yolda karşılaştığı insanlar arasında:
Bu insanlar, dönemin sınıfsal farklılıklarını da gözler önüne serer. Özellikle zenginliğin şımarıklığı ve yoksulluğun onuru çarpıcı şekilde yansıtılır.
Jack London, yaşadıklarını romantize etmez. Açlık, korku, aşağılama gibi zor deneyimlerini olduğu gibi aktarır. Fakat aynı zamanda, serseriliğin getirdiği özgürlük hissine, doğaya yakınlığa ve insan ilişkilerindeki çıplak gerçekliğe de hayran kalır.
Kitap boyunca hissedilen, yazarın ilerleyen yıllarda savunacağı sosyalist fikirlerin tohumlarıdır.
"Demiryolu Serserileri", Jack London’ın sadece fiziksel bir yolculuğu değil, kendini ve toplumunu keşfetme serüvenidir. Bu kitap sayesinde okuyucu:
yakından tanıma fırsatı bulur.
0
Hiç oy kullanılmadı
Dosyayı İndirmek İçin Robot Olmadığınızı Doğrulayın
19. yüzyılın ortalarında denizlerde garip bir yaratık söylentisi yayılır. Gemi kaptanları, suda çok hızlı...
5.0
Forks’ta hayat bir kez daha sakin görünmektedir. Bella Swan, artık hem vampirlerin...
5.0
Türk edebiyatının en önemli romancılarından biri olan Peyami Safa, özellikle psikolojik derinliği ve insan ruhunu çözümlemedeki ustalığıyla tanınır....
5.0
Peyami Safa’nın Sözde Kızlar romanı, dönemin toplumsal dönüşümlerini, gençlik ve ahlaki ikilemleri keskin bir gözle inceler. Bu yazıda...
5.0
"Savcı Bey" Abdullah Ziya Kozanoğlu’nun yazdığı bir tarihî macera romanıdır. Roman, 13. yüzyıl Anadolu’sunda geçen olayları ele alır...
5.0
Cemal Süreya’nın "99 Yüz" adlı eseri, klasik bir roman ya da öykü kitabı değildir. Bu eser, Türk edebiyatı...
5.0
Orhan Pamuk’un Kar adlı romanı, Türkiye’nin doğusundaki Kars şehrinde geçen; siyasi, kültürel ve kişisel çatışmalarla örülü bir yapıtıdır....
5.0
John Steinbeck'in "Bitmeyen Kavga" adlı romanı, Amerika'daki Büyük Buhran döneminde (1930'lar) Kaliforniya'daki mevsimlik tarım işçilerinin yaşadığı ağır çalışma...
5.0
Jack London’ın Beyaz Diş (White Fang) adlı romanı, vahşi doğada hayatta kalma mücadelesini ve insanla hayvan arasındaki ilişkiyi...
5.0
Duygu Asena’nın “Kadının Adı Yok” adlı eseri, Türkiye’de kadınların toplum içindeki yerini, kadın-erkek ilişkilerini ve kadınların maruz kaldığı...
5.0
Clifford T. Morgan’ın Psikolojiye Giriş kitabı, psikolojinin temel kavramlarını akademik bir çerçevede sunan önemli kaynaklardan biridir....
5.0
Clifford D. Simak’ın Kent (City) adlı eseri, insanlığın yok oluşu ve köpeklerin medeniyeti devralışı üzerine kurulu...
5.0
Can Dündar’ın Sarı Zeybek adlı kitabı, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün hayatının son 300 gününü anlatan bir...
5.0
Anton Çehov'un Köylüler adlı eseri, yazarın insan doğasını derinlemesine incelediği, toplumun farklı katmanlarındaki insanları tanımamıza yardımcı olan bir...
5.0
Ayrı Yol (L'Immoraliste), Fransız yazar Andre Gide’in 1902’de yayımlanan, bireyin kendi doğasını ve arzularını keşfetme yolculuğunu irdeleyen etkileyici...
5.0
Size daha iyi deneyim sunmak için çerezleri kullanıyoruz. Çerezlerimiz hakkında Çerez Politikası sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.