Sencivanoğlu, sadece bir kahramanlık hikâyesi değil; vatan sevgisinin, inancın, sadakatin ve cesaretin romanıdır. Osmanlı’nın kudretli dönemlerinden birinde geçen bu eserde, Abdullah Ziya Kozanoğlu’nun kalemi, tarihle kurguyu öylesine ustaca harmanlar ki, sayfaları çevirdikçe hem geçmişin tozunu hissederiz hem de bir ulusun ruhundaki ateşi yeniden duyarız.
Romanın merkezinde, cesaretiyle nam salmış, adaletiyle saygı kazanmış, düşmana korku, dosta umut veren bir karakter vardır: Sencivanoğlu. O, yalnızca bir savaşçı değil, aynı zamanda bir halk kahramanıdır; kimliğiyle, duruşuyla, kalbiyle Anadolu’nun özüdür.
Sencivanoğlu’nun hikâyesi, Balkan topraklarında, Osmanlı’nın siyasi ve askerî baskısının arttığı, halkın korku içinde yaşadığı bir dönemde başlar. Dışarıdan gelen tehditler bir yana, içerideki fitne, hain iş birlikçiler ve güce tapan beylerin baskısı, köylünün canını yakmaktadır.
Tam da böyle bir zamanda, cesur ve idealist bir genç ortaya çıkar: Sencivanoğlu. Kökeni tam olarak bilinmese de asil bir yüreği, sivri bir zekâsı ve yıkılmaz bir iradesi vardır. Köy köy dolaşır, zulme uğrayan halkı savunur. Kimi zaman bir hanın köhne köşesinde, kimi zaman bir kalenin burcunda, kimi zaman ormanın derinliğinde karşımıza çıkar.
Kozanoğlu, Sencivanoğlu’nu yalnızca fiziksel gücüyle değil, içsel çatışmalarıyla da işler. O, adalet arayışında kendini feda etmeye hazır bir kahramandır. Aşkı da bilir, ihaneti de. Ancak ne kinle dolar ne de intikamla. Onu diğerlerinden ayıran, adalet duygusunun asla sarsılmamasıdır.
İçinde gizli bir geçmiş saklıdır. Kimilerine göre o, bir beyin oğludur. Kimilerine göre yetim kalmış bir çocuğun kaderiyle yoğrulmuş halidir. Ama herkesin üzerinde hemfikir olduğu tek şey, onun halktan biri olduğu ve halk için yaşadığıdır.
Roman yalnızca savaşlar ve çatışmalarla değil, aynı zamanda duygusal bağlarla da örülmüştür. Sencivanoğlu’nun kalbini çalan genç bir kadın vardır. Fakat aşkı da zorludur, tıpkı vatanı gibi. Sevdiği kadın, düşmanla işbirliği yaptığı düşünülen bir bey oğlunun kızıdır. Bu ilişki, Sencivanoğlu için hem bir umut hem de büyük bir sınavdır.
Dostluklar kurulur, ihanetler yaşanır. Sadakat sınanır. Sencivanoğlu'nun en güvendiği adamlardan biri, sonunda onu sırtından vuracak bir ihanete girişir. Ancak bu bile onun halktan yana tavrını sarsmaz.
Kozanoğlu’nun romanlarında görmeye alışık olduğumuz tarihî doku, Sencivanoğlu’nda da tüm ihtişamıyla karşımıza çıkar. Hanlar, kaleler, ormanlar, dağ köyleri… Her bir mekân, karakterler kadar canlıdır. Tarihî olaylar romanın arka planında inandırıcı bir şekilde yer alırken, yazar kurmaca ile gerçekliği kusursuzca dengeler.
Okuyucu, bir sayfada at sırtında düşmana karşı göğüs geren yiğitleri izlerken, diğer sayfada bir köy meydanında yaşanan halk ayaklanmasına tanıklık eder. Tarih nefes alır, kelimelerden taşar.
Romanın sonunda Sencivanoğlu, zorluklara rağmen halkın umudu olarak kalır. Belki bir kaleyi düşman elinden kurtarır, belki bir ihanetin acısını taşır ama her ne olursa olsun, inandığı yoldan dönmez. Kendi canını hiçe sayar ama halkının özgürlüğünden asla vazgeçmez.
Kimlik, onur, adalet, sadakat… Sencivanoğlu, bu kavramların ete kemiğe bürünmüş halidir. Kozanoğlu, bu romanıyla yalnızca bir kahramanı değil, bir milletin diriliş ruhunu anlatır.
“Bir yiğidin hikâyesi, yalnızca onun değildir. O, mazlumun duası, zalimin korkusudur. Sencivanoğlu da böyledir. O bizim içimizden biri; geçmişte yaşamış ama bugün hâlâ aramızda olan bir yürek…”
0
Hiç oy kullanılmadı
Dosyayı İndirmek İçin Robot Olmadığınızı Doğrulayın
Peyami Safa’nın Sözde Kızlar romanı, dönemin toplumsal dönüşümlerini, gençlik ve ahlaki ikilemleri keskin bir gözle inceler. Bu yazıda...
5.0
19. yüzyılın ortalarında denizlerde garip bir yaratık söylentisi yayılır. Gemi kaptanları, suda çok hızlı...
5.0
Cemal Süreya’nın "99 Yüz" adlı eseri, klasik bir roman ya da öykü kitabı değildir. Bu eser, Türk edebiyatı...
5.0
John Steinbeck'in "Bitmeyen Kavga" adlı romanı, Amerika'daki Büyük Buhran döneminde (1930'lar) Kaliforniya'daki mevsimlik tarım işçilerinin yaşadığı ağır çalışma...
5.0
Jack London’ın Beyaz Diş (White Fang) adlı romanı, vahşi doğada hayatta kalma mücadelesini ve insanla hayvan arasındaki ilişkiyi...
5.0
Duygu Asena’nın “Kadının Adı Yok” adlı eseri, Türkiye’de kadınların toplum içindeki yerini, kadın-erkek ilişkilerini ve kadınların maruz kaldığı...
5.0
Clifford T. Morgan’ın Psikolojiye Giriş kitabı, psikolojinin temel kavramlarını akademik bir çerçevede sunan önemli kaynaklardan biridir....
5.0
Clifford D. Simak’ın Kent (City) adlı eseri, insanlığın yok oluşu ve köpeklerin medeniyeti devralışı üzerine kurulu...
5.0
Anton Çehov'un Köylüler adlı eseri, yazarın insan doğasını derinlemesine incelediği, toplumun farklı katmanlarındaki insanları tanımamıza yardımcı olan bir...
5.0
Doruk Yayınları tarafından yayımlanan "Japon Masalları", Japon kültürünün zengin ve derinlikli dünyasını yansıtan seçkin masallardan oluşan bir derlemedir....
5.0
Can Dündar’ın Sarı Zeybek adlı kitabı, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün hayatının son 300 gününü anlatan bir...
5.0
Türk edebiyatının en önemli romancılarından biri olan Peyami Safa, özellikle psikolojik derinliği ve insan ruhunu çözümlemedeki ustalığıyla tanınır....
5.0
Ayrı Yol (L'Immoraliste), Fransız yazar Andre Gide’in 1902’de yayımlanan, bireyin kendi doğasını ve arzularını keşfetme yolculuğunu irdeleyen etkileyici...
5.0
Martin Eden (Jack London) romanı, bir işçi sınıfından gelen genç adamın, toplumda kendini ispatlamak ve hayallerine ulaşmak için...
5.0
José Saramago'nun "Körlük" (Ensaio sobre a Cegueira, 1995) adlı romanı, insani değerlerin, toplumsal düzenin ve ahlaki çöküşün sınandığı...
5.0
Size daha iyi deneyim sunmak için çerezleri kullanıyoruz. Çerezlerimiz hakkında Çerez Politikası sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.